Matrah Ve Vergi Artırımında Bulunan Mükelleflerin Mahsup Ya Da Nakden İadesi Konusundaki Başvuruları Nedeniyle Yapılan Vergi İncelemelerinde İnceleme Sonucunda Ortaya Çıkan Matrah/Vergi Farkları Yönünden Bir Sınır Var Mıdır?

Cevap :

Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, mahsup ya da nakden iadesi konusundaki başvuruları, ilgili Kanun hükümleri ve Genel Tebliği esasları çerçevesinde sonuçlandırılacağından, matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında mahsup ve iade talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerin 1 aylık süre içinde sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin mahsup ve iade talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi halinde söz konusu vergiler, ister teminat karşılığı isterse teminat alınmadan daha önce iade edilmiş ise gerekli vergi ve ceza tarhiyatı yapılacaktır. Teminat karşılığı veya teminat alınmaksızın (Örneğin, yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerde 10.000 liraya kadar olan tutarın iade edilmesi gibi) yapılan iadeler ile ilgili inceleme raporunda, tespit edilen matrah ve vergi farkı nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması halinde; iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de mükellefin matrah ve vergi artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak, iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılması şartı aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır. Dolayısıyla, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin nakden ya da mahsuben iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 1 aylık süre geçtikten sonra düzenlenecek raporlarda, nakden veya mahsuben iade tutarını aşan bir tarhiyat önerilmeyecektir. Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu açıklamaların KDV uygulaması bakımından da geçerli olacağı tabiidir.

Yorumlar
İlginizi Çekebilir
Son Eklenen Cevaplar